Ceza Hukuku Genel Hükümler

Suçun Unsuru Sayılmayan Olgular Nelerdir?

Ön Koşullar Nedir?

Ön koşul kavramıyla suçun unsurlarından önce bulunması gereken unsurlar düzenlenmiştir. Suçun unsurları suçun işlenmesiyle ortaya çıksa da mantık kuralları gereği ön koşulların suç işlenmeden önce ortaya çıkması aranmaktadır.

Ön koşula verilen en temel örnek çocuk düşürtme suçunun işlenebilmesi için kadının hamile olması gerekmektedir.  Aksi halde çocuk düşürtme suçundan değil de kasten yaralama suçundan bahsedilecektir.

Cezalandırılabilme Koşulları Nedir?

Cezalandırılabilme koşulları da ön koşulların aksine suçun unsurlarının ortaya çıkmasını takiben ortaya çıkan ve eylem kapsamında failin cezalandırılabilmesini sağlayan unsurlardır.

Cezalandırılabilme koşulları objektif olup kişinin kusurunun bulunup bulunmaması aranmamaktadır. Failin cezalandırılabilmesi için koşulları istemiş olması aranmaz.

Cezalandırılma koşulları ancak olumlu olabilir. Olumsuzluk cezalandırılabilme koşulu olamaz.

Cezalandırılabilme koşullarının sonuçları şunlardır;

  • Cezalandırılabilme koşullarını içeren suçlara teşebbüs mümkün değildir.
  • İştirak şeklinde suçlarda fail bakımından gerçekleşmeyen koşul, unsurlar tam olsa dahi diğer suç ortakları bakımından da gerçekleşmemiş olur.
  • Cezalandırılabilme koşulunu ihtiva eden suçlar bu koşulun gerçekleştiği yer ve zamanda değil unsurların gerçekleştiği yerde işlenmiş olur.
  • Zamanaşımının başlangıcı ise doktrinde tartışmalıdır. Bir görüş unsurların tamamlandığı an başlayacağını ifade ederken başka bir görüş cezalandırılabilme koşulu ile başladığını ifade etmektedir.

Kişisel Cezasızlık Nedenleri Nedir?

Kişisel cezasızlık sebepleri, suçun unsurları dışında kalan, suçun işlendiği sırada objektif olarak mevcut olan ve failin cezalandırılmamasını gerektiren hallerdir. Şahsi cezasızlık sebepleri failin kişisel özellikleri nedeniyle cezalandırılmamasını gerektiren sebeplerdir.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU 2017/636 Esas, 2018/431 Karar, 16.10.2018 Tarih.

Kanuni düzenlemeye bakıldığında, bu şahsi cezasızlık nedeninin uygulanabilmesi için iki temel şartın varlığı aranmaktadır.

1- Taksirle işlenmiş bir suç bulunmalıdır. 22. maddenin altıncı fıkrasının ilk cümlesinde; “Taksirli hareket sonucu neden olunan netice”den bahsediliyor olması, anılan şahsi cezasızlık sebebinin yalnızca taksirle işlenen suçlarda uygulanabileceğini göstermektedir. Doğrudan kast, olası kast ile işlenen suçlarda bu hüküm uygulanamayacaktır. Bilinçli taksirin varlığı durumunda ise aynı fıkranın “bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir” şeklindeki son cümlesi uyarınca bu şahsi cezasızlık hâli değil, “cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep” söz konusu olabilecektir.

2- Meydana gelen netice “münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından” etkili olmalıdır. Buna göre, failin taksirli hareketiyle neden olduğu netice hem kendisine acı ve ızdırap vermeli, hem de cezalandırılmasına karar verilmesi kendisi ve ailesi bakımından artık bir cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağduriyete yol açmalıdır. Görüldüğü gibi bu şart, kendi içerisinde üç ayrı hususu barındırmaktadır.

Öğretide de benimsendiği üzere bunlardan ilki; “failin taksirli eyleminden ağır düzeyde etkilenmiş olması”, başka bir deyişle failin kendi fiilinin mağduru durumuna düşmesidir. Failin uğradığı mağduriyet, maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Hangi mağduriyetin bir cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacağı ise her somut olaya göre belirlenmelidir

  • Uygulamada en çok karşımıza çıkan şahsi cezasızlık sebebi Türk Ceza Kanununun 167. maddesinde düzenlenmiştir; ” 5237 sayılı TCK’nın 167. maddesi malvarlığına karşı suçlarda şahsi cezasızlık nedenlerini düzenlemektedir. Buna göre; Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.”

Söz konusu kişisel cezasızlık sebebi; hırsızlık, mala zarar verme suçu, hakkı olmayan yere tecavüz suçu, güveni kötüye kullanma suçu, bedelsiz senedi kullanma suçu, dolandırıcılık suçu, ibadethane ve mezarlıklara zarar verme suçu, hileli ve taksirli iflas, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi, bilgi vermeme suçu, şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme ve karşılıksız yararlanma suçu için uygulanabilmektedir.

  • Yalan tanıklık suçunda şahsi cezasızlık halleri ise TCK m.273’te düzenlenmiştir. Kişinin; Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması, Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması, Halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
  • Suçluyu kayırma suçunda şahsi cezasızlık nedeni TCK m.283’te düzenlenmiştir: ” Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
  • En genel kapsamda ise TCK’nın 22/6 maddesi, “Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar ” hükmünü içermektedir.

Şahsi cezasızlık hallerinin var olması durumunda;

  • Soruşturma Aşamasında;Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı” Yani şahsi cezasızlık halinin varlığı durumunda Cumhuriyet savcısının kamu davası açıp açmama konusunda takdir hakkı vardır.
  • Kovuşturma Aşamasında;Şahsi cezasızlık hallerinin varlığı halinde, fail hakkında 5271 sayılı CMK’nın 223/4-b maddesi gereği “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilecektir.

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ 2019/18063 Esas, 2021/9097 Karar, 12.04.2021 Tarih.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Sanık hakkında şahsi cezasızlık nedeninin varlığı sebebiyle “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerekirken, “beraatine” karar verilmesi,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün A-1 bölümünde yer alan “… kamu davasının 5271 sayılı CMK.nın 223/2- d maddesi gereğince sanık … hakkında şahsi cezasızlık halinin bulunması nedeniyle beraatine” ibaresinin çıkartılarak yerine “… ve 5271 sayılı CMK.nın 223/4-b maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına” ibarelerinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Kişisel cezasızlık nedenlerinin sonuçları şunlardır;

  • Kişisel cezasızlık nedeni suçu ortadan kaldırmaz, yalnızca ceza verilmesine engel olur.
  • Kişisel cezasızlık nedeni hangi failde mevcutsa bu nedenden yalnızca o kişi yararlanır.
  • Kişisel cezasızlık nedeninin objektif varlığı yeterlidir. Nedenin failce bilinmesi aranmaz.
  • Kişisel cezasızlık nedeninin etkili olabilmesi için eylemin işlendiği zaman nedenin mevcudiyeti aranır.

Cezayı Kaldıran Veya Azaltan Kişisel Nedenler Nelerdir?

Cezayı kaldıran veya azaltan kişisel nedenler suçun unsurları tamamlandıktan sonra gerçekleşen ve faile verilecek cezanın kaldırılmasına veya azaltılmasına sebep olan hallerdir. Örneğin Türk Ceza Kanununun 168. maddesine göre; Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.”

Ceza Muhakemesi Koşulları Nelerdir?

Tüm unsurları bulunan suçta fail hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için gereken koşullara ceza koşulları denilmektedir. Bazı suçlardan dolayı fail hakkında muhakeme yapılabilmesi için özel koşulların aranması gerekmektedir.

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Ezgi YÜCEL

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu