Ceza Muhakemesi Hukuku

Ceza Muhakemesi Hukuku Nedir?

Bir suçun işlenip işlenmediği, şayet işlendiyse kimin tarafından işlendiği ve yaptırımının ne olacağı konusunda iddia, yargılama ve savunma niteliğindeki işlemlere ceza muhakemesi, bunlarla ilgilenen hukuk dalına ise ceza muhakemesi denilmektedir. Yani ceza muhakemesi hukuku ceza hukukunun aksine suçun unsurları hakkında çalışma yapmamaktadır.

Ceza Muhakemesinin Amacı Nedir?

Ceza muhakemesi hukukunun amacı hukuka uygun delillerle maddi gerçeğe ulaşmaktır. Şekli gerçek ile yetinen medeni usul muhakemesinin aksine ceza muhakemesinde maddi gerçek araştırılmaktadır. Bu nedenle ceza muhakemesi hukukunda medeni usul hukukunun aksine “kabul, ikrar, yemin” kesin delil niteliğinde değildir.

Ceza muhakemesi maddi gerçeğe erişmeye çalışırken insan onuruna saygı göstererek ve masumiyet karinesini gözeterek hareket etmektedir.

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas 2017/6196, Karar 2021/4565, Tarih 07.04.2021

 

Ceza Muhakemesinin amacı maddi gerçeği bulmaktır. Dava konusu olayın gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise nasıl gerçekleştiğini bulmak zorunda olan mahkeme tüm delilleri duruşmada ve gerekçelerinde ortaya koyarak tartışmak zorundadır.

Ceza Muhakemesi Hukukunun Hukuk Sistematiğindeki Yeri Neresidir?

Ceza Muhakemesi Hukuku, devletin bu hukuk dalında geniş yetkilere sahip olması sebebiyle kamu hukuku kapsamındadır. Devlet, bünyesinde barındırdığı yürütme organıyla suçların önlenmesi için çalışırken işlenen suçların aydınlatılmasını ise yargı organıyla yerine getirmektedir.

Ceza Muhakemesi Hukukunun Kaynakları Nelerdir?

Ceza Muhakemesi Hukukunun doğrudan kaynaklarını Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve kanunlar oluşturmaktadır.

Ceza Muhakemesi Hukukunun ilk kaynağı, her hukuk dalında olduğu gibi Anayasadır.

Bu kaynaklar içerisinde ikinci temel kaynak ise 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunudur. Bu kanunun yanı sıra Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ve birçok kanun da ceza muhakemesi hukukunun kaynakları arasında yer almaktadır.

Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş olan uluslararası sözleşmeler de kanun hükmündedir ve ceza muhakemesi hukukunun doğrudan kaynaklarından biridir.

Örf ve adet hukuku kuralları, mahkeme içtihatları ve doktrin ceza muhakemesinin tali kaynaklarındandır.

Ceza Muhakemesi Kuralları Nasıl Yorumlanır?

Yorum kavramıyla anlatılmak istenilen bir hukuk kuralının anlamının belirlenmesidir. Yorum yaparken kanun metni, maddenin gerekçesi, kanun hazırlık çalışmaları, evrensel hukuk ilkeleri dikkate alınmalıdır.

Ceza muhakemesi kuralları yorumlanırken ilk yapılması gereken kanunun lafzının yorumlanmasıdır. Yorum yapılırken lafzın yanı sıra kanunun sistematiği de dikkate alınmalıdır.

Ceza Mahkemeleri

Yorum yapılırken dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise evrensel hukuk ilkeleridir. Örneğin Anayasyanın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı olarak yorum yapılması mümkün değildir.

Türk Ceza Hukukunda kıyas yasada açıkça suç olarak gösterilmemiş bir fiilin yasadaki suçlardan birine benzetilerek cezalandırılması olarak tanımlanmaktadır. Türk Ceza Kanununun 2. maddesinde kanuni sayılmayan fiil için ceza uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Yine aynı doğrultuda söz konusu maddenin 3. fıkrasında; “Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak Ceza Muhakemesi Hukukunda, ceza hukukunun aksine kıyas yasağı söz konusu değildir.

Ceza muhakemesi hukukunda kıyas mümkün olsa da sınırlayıcı ve istisnai hükümlerde kıyas yapılabilmesi mümkün değildir. Ceza Muhakemesi Hukukunda sınırlayıcı hükümlere koruma tedbirleri örnek verilebilir. Kanunda düzenlenmeyen koruma tedbirinin kıyas yoluyla uygulama alanı bulması mümkün değildir. Yine aynı şekilde istisnai hükümlerin de kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir. Bu duruma örnek olarak ise tanıklıktan çekinme hakkına sahip bulunan kişiler verilebilmektedir.

Ceza Muhakemesi Hukukunun Uygulama Alanı Nelerdir?

  • Ceza Muhakemesi Hukukunun Zaman Bakımından Uygulama Alanı Nedir?

Ceza muhakemesi hukukunda zaman bakımından derhal uygulama, geçmişe yürüme ve ileriye yürüme ilkeleri mevcuttur. Yürürlüğe giren kanun, kural olarak yürürlüğe girdiği tarihten yürürlükten kalktığı tarihe kadar uygulanır. (derhal uygulama) Kanun yürürlüğe girdiği tarihten öncesinde vuku bulan olaylara uygulanırsa, kanun geriye yürümüş olur. (geçmişe yürüme) Kanun yürürlükten kalktığı tarihten sonrasında gerçekleşen olaylara uygulanırsa, ileriye yürümüş olur. (ileriye yürüme)

Ceza muhakemesi hukukunda derhal uygulama kuralı geçerlidir. Derhal uygulama ilkesinin sonuçları şu şekildedir;

  • Muhakeme işlemleri yürürlükte bulunan yasaya göre yapılmaktadır.
  • Eski kanun zamanında başlanıp heniz tamamlanmamış ceza muhakemesi işlemlerine güncel kanun uygulanmaktadır.
  • Eski kanun zamanında tamamlanan ceza muhakemesi işlemleri yeni kanun döneminde de geçerliliğini korumaktadır.
  • Şüpheli veya sanığın aleyhine olsa da kanunlar derhal uygulanır.

Ceza hukuku kurallarının aksine, önceki kanun döneminde işlenmiş suçlar bakımından yürürlüğe giren yeni kural, lehe olup olmamasına bakılmaksızın uygulanır. Maddi ceza hukuku kuralları bakımından geçmişe yürüme yasağı[ olsa da sonradan yürürlüğe giren kanun hükmü şüpheli veya sanığın lehine ise somut olaya uygulanabilmektedir.

Ceza Muhakemesi Hukukunun Yer Bakımından Uygulama Alanı Nedir?

Ceza muhakemesinde mülkilik yani ülkesellik ilkesi hakimdir. Yani Türkiye’de suç işleyen kişiler Türk kanunlarına göre cezalandırılmaktadır. Ülkesellik ilkesinin istisnaları ise şunlardır;

  • Uluslararası adli yardımlaşma ilkesi gereği yabancı ülkelerde gerçekleştirilen ceza muhakemesi ilkeleri ülkemizde de geçerlidir.
  • Ceza kovuşturmalarının en iyi yapılacağı ülkeye sevk halinde o ülkede gerçekleştirilen muhakeme işlemleri ülkemizde geçerlidir.

Ceza Muhakemesi Hukukunun Kişi Bakımından Uygulama Alanı Nedir?

Ceza muhakemesi hukukunun kişi bakımından uygulanmasında genellik ilkesi geçerlidir. Genellik ilkesi ile anlatılmak istenilen ceza muhakemesi hukuku kurallarının ülkede yaşayan Türk ya da yabancı herkese uygulanmasıdır.

Genellik ilkesinin istisnaları ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Yabancı askerlerin dokunulmazlığı
  • Diplomatik dokunulmazlık
  • Yasama dokunulmazlığı
  • Cumhurbaşkanı dokunulmazlığı

Anayasanın 105. maddesine göre Cumhurbaşkanı; göreviyle ilgili işlemlerden dolayı cezai olarak sorumlu değildir. Bu sorumsuzluk şahsi cezasızlık sebebine dayanmaktadır.

Milletvekilleri bakımından istisnalar yasama dokunulmazlığı ve yasama bağımsızlığı olarak ikiye ayrılabilir. Anayasanın 83. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.” Anayasanın 83. maddesinin 2. fıkrasına göre ise; “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır”

Ceza Muhakemesi Nedir?

Diplomatlar da genellik ilkesinin istisnalarından birini oluşturmaktadır. Diplomatlara tanınan muafiyet şahsi bir cezasızlık nedenidir. Görev yaptıkları ülkenin adli ve idari makamlarının müdahalesinden bağışık tutulmuşlardır. Yani diplomatlar görevlerini tamamlayarak ülkesine dönse de suç işlediklerinden bahisle daha sonra haklarında kovuşturma yapılamayacaktır.

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Ezgi YÜCEL

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu