Medeni Usul Hukuku

HMK Madde 92 – Sürelerin Bitimi

Hukuk yargılamasında süreler, tarafların haklarını zamanında kullanabilmeleri ve yargılamanın düzenli şekilde ilerleyebilmesi açısından büyük önem taşır. Dava açılması, cevap verilmesi, delil sunulması, itiraz edilmesi veya kanun yollarına başvurulması gibi birçok işlem belirli süreler içerisinde yapılmalıdır.

Sürelerin doğru hesaplanmaması veya sürenin geçirilmesi, taraflar açısından önemli hak kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda sürelerin başlangıcı, hesaplanması ve sona ermesi ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 92. maddesi, sürelerin hangi şekilde sona ereceğini düzenleyen temel hükümlerden biridir. Bu madde ile gün, hafta, ay ve yıl olarak belirlenen sürelerin bitiş zamanının nasıl hesaplanacağı açıklanmaktadır.

Bu yazımızda HMK 92 kapsamında sürelerin bitimi, süre hesaplama kuralları ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

HMK 92 Maddesi ve Sürelerin Bitimi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 92. maddesi, yargılama sürecinde belirlenen sürelerin ne zaman sona ereceğini düzenlemektedir.

HMK Madde 92 – Sürelerin Bitimi

“(1) Süreler, gün olarak belirlenmişse başladığı gün hesaba katılmaz ve son günün tatil saatinde biter.

(2) Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa süre bu ayın son günü tatil saatinde biter.”

HMK 92 hükmü ile amaçlanan, tarafların hangi tarihe kadar işlem yapabileceğinin açık ve kesin şekilde belirlenmesidir. Böylece yargılama sürecinde süre konusunda ortaya çıkabilecek belirsizliklerin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

Madde kapsamında sürelerin hesaplanmasında sürenin hangi şekilde belirlendiği önem taşır. Gün olarak belirlenen süreler ile hafta, ay veya yıl olarak belirlenen sürelerin hesaplanma yöntemi birbirinden farklıdır.

HMK 92’ye Göre Süre Hesaplama Kuralları

Hukuk yargılamasında sürelerin doğru hesaplanması, tarafların sahip olduğu hakları zamanında kullanabilmesi açısından büyük önem taşır. HMK 92 kapsamında süre hesaplaması yapılırken öncelikle sürenin ne zaman başladığı ve hangi türde belirlendiği dikkate alınır.

Süreler; gün, hafta, ay veya yıl olarak belirlenebilir. Her süre türünde hesaplama yöntemi farklıdır. Bu nedenle yalnızca verilen süreye bakmak yeterli değildir; sürenin başlangıç tarihi ve sona ereceği gün de doğru şekilde belirlenmelidir.

Gün Olarak Belirlenen Sürelerin Hesaplanması

Süre gün olarak belirlenmişse, sürenin başladığı gün hesaplamaya dahil edilmez. Süre, başlangıç tarihini takip eden gün işlemeye başlar.

Örneğin mahkeme tarafından bir kişiye 7 günlük süre verilmiş ve tebligat 1 Mayıs tarihinde yapılmışsa, 1 Mayıs günü hesaba katılmaz. Süre 2 Mayıs tarihinde işlemeye başlar ve yedinci günün sonunda sona erer.

Bu düzenlemenin amacı, tarafların kendilerine tanınan süreyi tam olarak kullanabilmesini sağlamaktır.

Hafta Olarak Belirlenen Sürelerin Hesaplanması

Sürenin hafta olarak belirlenmesi hâlinde hesaplama, sürenin başladığı güne göre yapılır.

Örneğin bir haftalık süre pazartesi günü başlamışsa, süre takip eden haftanın aynı gününde sona erer. Hafta hesabında önemli olan nokta, başlangıç gününün karşılığının esas alınmasıdır.

Ay ve Yıl Olarak Belirlenen Sürelerin Hesaplanması

Ay veya yıl olarak belirlenen sürelerde süre, başladığı güne karşılık gelen tarihte sona erer.

Örneğin 3 aylık bir süre 15 Ocak tarihinde başlamışsa, süre kural olarak 15 Nisan tarihinde tamamlanır.

Ancak sürenin başladığı güne karşılık gelen bir tarih ilgili ay içerisinde bulunmuyorsa, süre o ayın son günü sona erer. Bu kural, özellikle ay hesabında ortaya çıkabilecek farklı yorumların önüne geçmek amacıyla düzenlenmiştir.

Süre Hesaplamasında Başlangıç Tarihinin Önemi

Sürelerin doğru hesaplanabilmesi için öncelikle sürenin hangi tarihte başladığının kesin olarak belirlenmesi gerekir. Hukuk davalarında birçok süre, mahkeme kararının veya ilgili işlemin taraflara tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar.

Bu nedenle tebliğ tarihi, süre hesaplamasının en önemli unsurlarından biridir. Başlangıç tarihinin yanlış belirlenmesi, sürenin yanlış hesaplanmasına ve tarafların hak kaybı yaşamasına neden olabilir.

Sürelerin Son Gününde Yapılması Gereken İşlemler

Hukuk davalarında tarafların belirlenen süre içerisinde gerekli işlemleri tamamlaması gerekir.

Örneğin;

  • Cevap dilekçesi verilmesi,
  • Delillerin sunulması,
  • İtiraz edilmesi,
  • İstinaf veya temyiz başvurusu yapılması

gibi işlemler kanunda veya mahkeme tarafından belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmelidir.

Sürenin son gününde yapılan işlemlerin geçerli olabilmesi için ilgili işlemin süresi içerisinde tamamlanmış olması gerekir.

Sürenin geçirilmesi hâlinde taraf, bazı usuli haklarını kaybedebilir.

Sürenin Kaçırılmasının Sonuçları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen süreler çoğu durumda kesin niteliktedir. Bu nedenle süresi içerisinde yapılmayan işlemler mahkeme tarafından dikkate alınmayabilir.

Örneğin cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmemesi, tarafın bazı savunma haklarını kullanmasını zorlaştırabilir. Aynı şekilde kanun yolu başvuru sürelerinin geçirilmesi, kararın kesinleşmesine neden olabilir.

Bu nedenle sürelerin yalnızca kaç gün olduğu değil, hangi tarihte başlayıp hangi tarihte sona erdiği de dikkatle takip edilmelidir.

Süre Hesaplamasında Tebliğ Tarihinin Önemi

Sürelerin başlangıcının belirlenmesinde tebligat tarihi büyük önem taşır. Çünkü birçok usul işlemi bakımından süre, kararın veya işlemin ilgili kişiye tebliği ile başlar.

Tebliğ tarihinin yanlış değerlendirilmesi, sürenin yanlış hesaplanmasına ve hak kaybına neden olabilir.

Bu nedenle özellikle dava ve kanun yolu sürelerinde tebligat işlemlerinin dikkatle incelenmesi gerekir.

HMK 92 Kapsamında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

HMK 92, sürelerin bitimini düzenleyen temel maddelerden biri olmakla birlikte, süre hesaplamalarında diğer usul hükümlerinin de birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Özellikle;

  • Sürenin başlangıç tarihi,
  • Tebliğ tarihi,
  • Sürenin gün, hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş olması,
  • Resmi tatiller,
  • Adli tatil hükümleri

gibi hususlar süre hesabını doğrudan etkileyebilir.

Bu nedenle süre hesaplaması yapılırken yalnızca gün sayısına bakılmamalı, tüm hukuki şartlar birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç

HMK 92, hukuk yargılamasında sürelerin ne zaman sona ereceğini belirleyen önemli bir düzenlemedir. Sürelerin doğru hesaplanması, tarafların dava içerisindeki haklarını zamanında kullanabilmeleri açısından büyük önem taşır.

Gün, hafta, ay ve yıl olarak belirlenen sürelerin hesaplanma yöntemi farklılık gösterebilir. Bu nedenle süre başlangıcının ve bitiş tarihinin doğru belirlenmesi gerekir.

Sürelerin geçirilmesi, taraflar açısından ciddi usuli sonuçlar doğurabileceğinden özellikle dava, cevap, itiraz ve kanun yolu sürelerinde dikkatli hareket edilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

HMK 92 nedir?

HMK 92, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda sürelerin ne zaman sona ereceğini düzenleyen maddedir.

Gün olarak belirlenen sürelerde başlangıç günü hesaba katılır mı?

Hayır. Gün olarak belirlenen sürelerde başladığı gün hesaba katılmaz.

Sürelerin son günü ne zaman sona erer?

Süreler, son günün tatil saatinde sona erer.

Ay olarak belirlenen süre nasıl hesaplanır?

Ay olarak belirlenen süre, başladığı güne karşılık gelen günün sonunda sona erer. Eğer ilgili ayda aynı gün bulunmuyorsa süre ayın son günü biter.

Süre kaçırılırsa ne olur?

Sürenin geçirilmesi hâlinde ilgili usul işlemi yapılamayabilir ve taraf hak kaybıyla karşılaşabilir.

Tebliğ tarihi süreleri etkiler mi?

Evet. Birçok hukuki sürenin başlangıcı tebliğ tarihi esas alınarak belirlenir.

HMK 92 tüm hukuk süreleri için uygulanır mı?

HMK 92 genel süre hesaplama kuralıdır. Ancak bazı özel kanunlarda farklı düzenlemeler bulunabilir.

Süre hesaplama hatası hak kaybına neden olur mu?

Evet. Yanlış hesaplanan süreler dava veya başvuru haklarının kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle sürelerin dikkatli şekilde takip edilmesi gerekir.

Stj. Av. Hasan Hüseyin PINARBAŞI & Av. Ahmet EKİN

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu